Kayserispor İyi Başladı Kötü Bitirdi!..-Tahsin Yılmaz
Karşılaşmanın hemen başında Makarov girdiği üst üste iki pozisyonda kaleci Gianniotis’i yakın mesafeden yaptığı vuruşlarla bir türlü geçemedi.

Maçtan önce teknik direktör Erling Moe hücumda kullanmayı düşündüğü futbolcu profilleriyle mutlak gol bulma düşüncesinde olduğunu göstermişti. Bunu da Makarov, Onugkha, Chalov, Cardoso’nun yanı sıra orta alanda da Benes ile yapabileceğini düşünmüştü. Ama ne yazık ki bu plan tutmadı. Sonuçta rakip çok çabuk geçiş yaparak maçın hemen başında golü bulunca da işler tersine döndü. İlk yarının sonuna kadar da Cardoso’nun kaçırdığı pozisyon bir yana bırakıldığında neredeyse Kayserispor istediklerini hiç gerçekleştiremedi.

Kasımpaşa teknik direktörü Emre Belözoğlu ise kendi sahasında verdiği mücadelede ‘‘önce durdur–sonra vur’’ düşüncesini de çok erken kazanılan bir golle hayata geçirirdi. Bu da maç öncesi yaptığı planlamanın ne kadar doğru olduğunu göstermesi bakımından çok önemliydi. 

Erling Moe’nin Tartışılacak Kadro Tercihi… 

Maçın sonunda Erling Moe’nin kullandığı ‘‘korkak oynamak’’ söylemi doğrudan futbolcuları suçlayan bir söylem. Bence çok tartışılacak bir durum tespiti… Burada Moe’nin maç planlaması asıl tartışılması gereken bir konu olmalı. Norveçli teknik adam futbolcularının durumunu mutlaka bizden çok daha iyi bilen bir kişi. Ama ona sormak lazım “Neden böyle bir orta alan kurgusuyla maça çıktın?” diye…

Kayserispor orta alanda Furkan ve Mendes gibi önemli futbolcularına ilk 11 de yer vermemişti. Zaten ilk yarıda orta alanda etkili şekilde organize olamayınca sadece hücumu önceleyen Makarov ve Chalov ile yeterli direnç gösterilemedi. Erling Moe, daha sonra yaptığı değişikliklerle kendini tekzip ederken maçın kontrolü ve moral üstünlük tamamen Kasımpaşa’ya geçtiği için bu değişiklerden de sonuç alamadı. 

Kayserispor Yeterli Mücadeleyi ve Direnç Göstermedi… 

Erling Moe bu ligin ilk haftalarında Başiktaş’ta Solskjaer’in yardımcılığını yaptığı için ligimizi bildiği var sayılarak takımın başına getirilmiş olduğu için rakibi tanıma ya da tanımama gibi bir ikilemde olamaz. O nedenle durumu değerlendirirken sadece sizin durumunuz değil mutlaka rakibinizin de durumunu da iyi analiz etmeniz gerekir. Bir gerçeği açık yüreklilikle dile getirirsek şunu söyleyebilirim: Her şey bir yana Kayserispor nedeni ne olursa olsun 6 puanlık maçta kazanacak mücadele gücünü ve direncini gösteremedi! Rakip ise sahasında oynamasına karşın önceliği gol yememe üzerine kurguladığı bir planı uyguladı. Ayrıca sanki deplasmanda oynuyormuş gibi geçişten gol bulmayı hedefledi. Bunu da attığı ilk gol ile gösterdi. 

Matematiksel Anlamda Her Şey Bitmiş Değil… 

Sonrasında ise Kayserispor bu şoktan da bir türlü çıkamadı. İlk yarıda kaptan Cardoso’nun ele geçirdiği fırsatı çok cömert şekilde harcamasıyla takımın genel olarak bir konsantrasyon sorunu da yaşadığını gördük. Eğer bu pozisyonda kaptan çabuk hareket edebilseydi maçın sonraki bölümünde o hep vurguladığım moral–kondisyon da kazanılmış olacaktı. O zaman da olası farklı bazı şeylerden söz edebilecektik…

Sarı–Kırmızılılar olumsuzluklarla dolu bir ilk yarıyı geride bıraktılar. O nedenle ikinci yarıda bireysel bir kaleci hatasıyla ikinci golü kalesinde görünce adeta maçı çevirmeye yönelik ne moral ne de motivasyon kaldı. Futbol oyununda kırılganlıklar olabilir. Bunlar da doğal olarak yaşanabilecek gerçekler. Ama mücadeleyi sonuna kadar sürdürememek çok da anlaşılabilir bir durum olmamalı. Asıl sorun da bu sanıyorum. Matematiksel anlamda hiçbir şeyin bittiğini söyleyemeyiz. O zaman abartılı duygusallık ile karaları bağlamanın da anlamı yok. Mutlaka hatalardan alınacak dersler vardır. O nedenle de kalan maçlara odaklanıp konsantrasyon ile motivasyon bir an önce sağlanmalıdır. 

Erken Yenilen Golle Gelen Yıkım!.. 

Kasımpaşa savunmada oldukça dikkatli Becao gibi usta oyuncusunun liderliğine ek olarak orta alanda da İrfan Can gibi ayağını iyi kullanan bir virtüözün yanı sıra hücumda Diabate ve Benedyczak gibi hızlı ayaklarıyla bir geçiş oyunu ile golü buldu.

Golden önce Kayserispor adına orta alanda kaybedilen bir topun ardından adam paylaşım sıkıntısı yaşandı. Pozisyonun başlangıcında kilit pası veren İrfan Can’a ve ardından ondan pası alan Diabate’nin hızlı çıkışına önlem almaktaki gecikme pahalıya mal oldu. Bu da yapılan zincirleme hatalar nedeniyle rakibin çokta beklemediği bir golü kazandırdı. Golde sol çaprazdan atılan şuta en son Bilal de engel olamayınca Kayserispor’un gardı çok erken düşmüş oldu... 

Bilal’in Konsantrasyon ve Motivasyon Sıkıntısı… 

İkinci yarının başlarında bir pozisyonda Bilal takım arkadaşının verdiği pası ilk anda topu kontrole alamayıp ayağının altından kaçırdığında şu düşünmüştüm: ‘‘Kaleci Bilal bu maçta çok büyük konsantrasyon ve motivasyon sıkıntısı yaşıyor!..’’

Kasımpaşa kalecisi Gianniotis’in attığı gol öncesinde çok bilinçli bir gol vuruşu yaptığını söyleyemeyiz elbette… Kendi ceza alanının hemen dışında Becao’nun serbest vuruşta kendisine verdiği pasta topu rakip alana geçirme amaçlı uzun bir vuruş yaptı. Vuruş anında önde yakalanan Bilal topun yerden sekmesiyle yaptığı hamle de müdahale edemedi ve pozisyon gol ile sonuçlandı. Böylece futbol sahalarında benzeri çok az görülecek bir gol ile Kasımpaşa skoru 2–0 yaptı.

Yunan kalecinin bu sezon Fenerbahçe maçında verdiği böylesi bir uzun pastan sonra kazanılan beraberlik golünün hazırlayıcısı olduğu da henüz hafızalardan silinmedi. Bu da ayağını iyi kullanan bir kaleci olarak takımı adına gerçek görevi gol kurtarmanın yanı sıra gol atma konusunda da önemli katkılar yaptığın gösteriyor.

Maçlarda takımları adına aynı kaderi paylaşan futbolun 1 numaraları olarak Gianniotis bitiş düdüğünün ardından Bilal’i teselliye gitmesi de çok önemli ve anlamlı bir jest olarak çok hatırlanmayacak olsa da kayıtlara girdi… 

Milli Takım Arası Dengeleri Bozuyor mu? 

Bu haftanın maçlarını gördükten sonra ‘‘Milli Maç arası’’ birçok takımı ne yazık ki çok etkilemiş görünüyor. Bu pencereden bakıldığında Kayserispor da 4 futbolcu 4 ayrı mili takımı temsilen Kayseri’den ayrılmışlardı. Bunlar, Curaçao Milli Takımı’yla Brenet’in Çin ve Avusturalya’da, Mane’nin Gine Bissau Milli Takımı’yla Burkina Faso’da, Denswil’in Surinam Milli Takımı’yla Bolivya’da ve Benes’in Slovakya Milli Takımı’yla Slovakya’da Kosova’ya karşı milli takımlarının maçlarında yer aldılar. Kulüp takımlarından ayrı ve farklı arkadaş ortamlarında yaklaşık 10 gün kadar bulunmanın yanı sıra bu süreçte yapılan seyahatlerde oluşan yol yorgunluğu da eklenince vücut dengesinin bozulmasıyla milli maç dönüşlerinden sonra sıkıntılar ligdeki maçlara olumsuz etki yapabiliyor.

Bu da takımların yaklaşık 15 gün kadar antrenmanlarını tam kadro yapamaması nedeniyle ligde ilk çıkılan maçta sürekli dile getirdiğim konsantrasyon–motivasyon sıkıntılarını daha bir görünür kılıyor. Ligde birçok takım hele de deplasmanda oynuyorsa böylesi bir sorunu genellikle yaşayabiliyorlar. O nedenle Kayserispor açısından da bu maçta böylesi bir mazeretin olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. 

Mehmet Türkmen de Nihai Kararı VAR’a Bıraktı!.. 

Nasıl olsa ‘‘VAR’’ var derseniz asıl hakem olarak sizin vermeniz gereken kararı teknoloji ile düzeltme yolunu seçmek gibi kötü bir alışkanlık kazanırsınız. Bugün ülkemizde yaşanan futbol ikliminde hakemler ne yazık ki bir türlü gündemden düşmüyorlar.  Nitekim kararları tartışılan hakemlerin özellikle FIFA hakemlerimiz olması konunun vahametini de ortaya koymakta. Asıl gözden kaçan ise VAR ile verilen kararlarda protokole uymayan bazı uygulamaları da düşündüğümüzde futbolun içinde bulunan birçok doğallığı da yok ettiğini görüyoruz.

Maçın uzatma dakikalarında Kasımpaşalı Cafu’nun atılmadan hemen önce yaptığı mücadeleyi izlerken hakem Türkmen kendisini pozisyonu ayrıntılarıyla görebilecek şekilde konumlandırmıştı. Sarı karta hükmettiği pozisyonda Onugkha’nın bileğine doğrudan yapılan müdahaleyi şiddetli bir boyuta sokamadı. Oysa Cafu yaptığı şiddetli faulden önce kendisine yapılan çok küçük temasa hakemin devam demesiyle adeta hesabı (!) kendisinin kesmeye niyetlendiğini vücut diliyle ortaya koyuyordu. Hemen ardından Onugkha’ya şiddetli faule dönüştürdüğü taban darbesi ile adeta bir rövanş girişiminde bulunduğunu FIFA kokartlı bir hakemin çok iyi sezip gereğini teknolojik desteğe ihtiyaç duymadan yapması gerekirdi. Hakem bu pozisyonda bir kart göstermeye karar verdikten sonra bunu neden önce kırmızı olarak değerlendirmedi? Bu sorunun cevabı: Nasıl olsa ‘‘sorunu VAR çözer!’’ kolaycılığı ile açıklamak hakemliğin geldiği noktadaki sorunlarının ne kadar da derinleştiğini gösteriyor. VAR’ı ‘‘hataları düzelten’’ ya da ‘‘son karar verici’’ olarak kullanmak yeni nesil genç hakemlerin özellikle bu kolaycılığa sığınmaları kötü bir alışkanlık halini aldı. Bütün bu kolaylıklara karşın hala hakemlerin verdikleri ya da vermedikleri kararları tartışıyorsak sorunlarımızın yakın gelecekte biteceğini söyleyemem mümkün değil… 

Em. Hakem ve Gözlemci Tahsin YILMAZ.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları